Küresel ısınmanın oluşturduğu endişelerin başında deniz seviyesi yükselişi gelmektedir. Özellikle Antarktika ve Grönland buzullarının erimesi ile oluşabilecek büyük tehlikeler bilim dünyasında büyük tartışmalara yol açmaktadır. Deniz seviyesindeki yükselme yalnızca ufak adaların değil kıyısal bölgelerin de geçici ya da sürekli olarak su altında kalması riskini doğurmaktadır. Yükselen deniz seviyesinden etkilenmesi beklenen yerler arasında karasal (özellikle kıyısal alanlar ve adalar) ve denizel (deniz ekosistemleri, estuarin alanlar gibi..) alanlar başta gelmektedir. Kıyısal bölge nüfuslarındaki süreklilik arz eden artış bu anlamda büyük endişelere yol açmaktadır.

Dünden Bugüne Deniz Seviyesi

Bilinen deniz seviyesindeki değişimler yaklaşık 20.000 yıl öncesine (buzul çağı) dayanmaktadır ancak yaklaşık 2.000-3.000 yıl önce oldukça yavaşlamış ve hatta sabitlenmiştir. Ancak 19. yüzyıl ile bu rejimde değişimler gözlemlenmeye başlamış ve deniz seviyesi tekrar yükselişe geçmiştir. Ve yükselme rejimi sürekli artan bir ivme yakalamıştır. Deniz seviyesindeki bu yükselme iki ana neden ile açıklanabilir. Birincisi sera etkisi oluşturan gazların (su buharı, karbondioksit, metan vs..) atmosferde artan yoğunluğu ile ısının tutulması neticesinde %60 veya daha fazlasının okyanuslar tarafından emilmesine bağlı olarak su sıcaklığının artması ve paralel olarak suyun genleşmesi, ikincisi ise karasal kökenli buzların erimesi (buz dağları ve buzullar gibi) ile su kütlesinin artması ile yüzer konumdaki buzulların bölünüp parçalanarak hem daha kolay erimesi hem de okyanus yüzeyinin daha fazla kar, yağmur gibi doğal yollardan beslenmesidir. Deniz seviyesindeki bu artış küresel ısınmayı destekleyen kanıtlardan bir tanesidir. Ve 20. yüzyılın sonlarına doğru küresel ısınmaya en büyük katkının insan etkisi (antropojenik etki) neticesinde gerçekleştiği önemle vurgulanmalıdır.

Venedik, Italya'da deniz seviyesi yükselişi ile meydana gelen tarihi su taşkını (2008)

Venedik, Italya’da meydana gelen tarihi su taşkını (2008)

Durum ve Tahminler

Dünya nüfusunun yaklaşık olarak %23 kadarı kıyısal bölgelerde yaşamaktadır ve kıyısal bölgelerdeki nüfus yoğunluğu ortalaması global nüfus yoğunluğu ortalamasının yaklaşık 3 katı kadardır. Kıyısal bölgelerdeki yerleşim ve sanayi alanları bir çok iç bölgelere nazaran çok daha hızlı gelişmektedir. Nüfusu 5 milyon üzeri olan 39 büyükşehir’in %60 kadarı kıyıya 100 km ve daha az mesafededir. Nüfusu 10 milyon ve üzeri olan 16 ülkeden 12’si de bu gruba dahildir ve ayrıca küçük kıyısal yerleşim alanlarına dağılmış büyük bir nüfus yoğunluğu da göz ardı edilmemelidir.

Dünya genelinde deniz seviyesi yükselen bir rejim izlemektedir ve yapılan gözlem ve araştırmalar neticesinde gelinen noktada anlaşılmaktadır ki; deniz seviyesindeki bu artış son yıllarda daha da önemli değerlerde gerçekleşmektedir. 1870 ve 2004 yılları arasında gözlemlenen global deniz seviyesi artışı ortalama 17 santimetredir. 1950 ve 2009 yılları arasında yapılan ölçümlere göre ise yıllık deniz seviyesindeki artış 1,7 ± 0,3 milimetre olarak hesaplanırken, 1993 ve 2009 yılları arasında ise yıllık 3,3 ± 0,4 milimetre olarak hesaplanmıştır. 1950 ve 2009 yılları arasında verilen değerlere bakıldığında açıkça görülüyor ki son yıllarda deniz seviyesi artışındaki rejim ivme kazanmıştır. Son uydu verilerine bakıldığında yıllık deniz seviyesindeki yükselme için şimdilik 3 milimetre kabul edilmektedir.

Deniz seviyesindeki artışın yüzyıllarca devam etmesi beklenmektedir öyle ki 2007 yılında IPCC (Uluslararası İklim Değişim Paneli) tarafından yapılan tahminlere göre deniz seviyesindeki yükselme için 21. yüzyıl değerlerinin 26-59 cm civarında olması gibi karamsar bir senaryo beklenmektedir ancak bu değerlere dahil edilmeyen/edilemeyen bir takım faktörler de bulunmaktadır, bu faktörler arasında en önemlileri karbon döngüsünde meydana gelebilecek değişiklikler ile yüzer konumdaki buzların durumlarıdır. Daha güncel yapılan bir başka varsayıma göre ise, USNRC (Amerikan Araştırma Merkezi) 2010 verileri 21. yüzyıl için deniz seviyesindeki yükselmeyi 56-200 cm civarında göstermektedir. Muhtemelen süre gelen yüzyıllarda da bu rejim artan bir şekilde devam edecektir, zira Grönland ve Antarktika buzullarının 4-6 metre kadar deniz seviyesindeki yükselişe katkıda bulunmaları bir diğer beklentidir.

Öyle ki Antarktika ve Grönland buzullarının tamamen erimesi sonucu 64 metre civarında deniz seviyesinde yükselme söz konusu olabilmektedir. 1993-2003 yılları arasında Grönland buzulları yılda 50-100 milyar ton buz kütlesi kaybetmiştir ve son yıllarda bu ivmenin arttığı kanıtlanmıştır. Son araştırmalar gösteriyor ki, Grönland buzullarının tamamının bir milenyum süresinde erimesi, küresel ısınma değerleri 1.9-4.6 derece kadar artış göstermesi (ki 0.8 derece artış göstermiş durumda şuan) durumunda mümkün görünmektedir ve tam erime neticesinde 6-7 metre artış beklenmektedir. 1992-2006 yıllarına ait verilerin ışığında yapılan bir çalışma ile Antarktika’nın yıllık ortalama 50 milyar ton buz kütlesi kaybı olduğu bilinmektedir. Bu da yıllık yaklaşık 0.14 mm deniz seviyesi artışı oluşturmaktadır.

Aktivistler tarafından Gerçek İnsanlar Sualtında Yaşayamaz başlıklı protestodan bir görüntü.

Aktivistler tarafından Gerçek İnsanlar Sualtında Yaşayamaz başlıklı protestodan bir görüntü.

Muhtemel Etkiler

Deniz seviyesindeki artış dünya genelinde eşit bir şekilde gerçekleşmemektedir. Deniz seviyesindeki yükselme bölgeler arası önemli miktarlarda farklılıklar oluşturabilmektedir. Bu durum Türkiye kıyılarında 5-10 cm bir yükselme oluşsa bile İngiltere kıyılarında metrelere varabilen değişimler oluşabileceği anlamına gelmektedir. Bu farklılıkların oluşmasında rol oynayan faktörler arasında deniz suyunun dolaşımı, rüzgarların etkisi, gel-git olayları gibi bir çok etken göz önünde bulundurulması gerektiğinden deniz seviyesindeki yükselmenin oluşturabileceği etkilerin tahmin edilmesi ve değerlendirilmesi güçleşmektedir. Fosil yakıtların kullanım trendlerindeki artışın önemli rol oynadığı deniz seviyesindeki yükselmenin 2/3’ü sıcaklığa bağlı genleşme ve 1/3’ü ise buzulların erimesi ile oluşması beklenmektedir. Sera gazlarının kontrollü kullanımları (optimist düşünce) gerçekleştirilse bile deniz seviyesindeki yükselmenin 10-24 cm civarında olması ve bir kaç yüzyıl sonra ise bir kaç metre olarak gerçekleşmesi beklenebilir. Deniz seviyesindeki en optimist yükselmenin bile çok büyük zararlar vermesi beklenmektedir. Kıyısal alanların su altında kalması ve fırtına sonrası oluşabilecek zararlar, sahil şeritlerindeki aşınmalar, tatlı su kaynaklarına tuzlu su karışması, estuarin alanlarda tuzluluk artışları, deniz seviyesine yakın bazı kıyısal bölge ve şehirlerin etkilenmesi gibi deniz seviyesindeki ufak artışların sonuçları olabilir. Ayrıca adalar ve kıyısal alanlar için hayati önemi olan kumsal ve plajlar, tatlı su kaynakları, balıkçılık, mercan resifleri ve atöller ile bir çok yaşam alanı risk altındadır.

İleri Okuma ve Kaynaklar

IPCC, 2007: Climate Change 2007: The Physical Science Basis. Contribution of Working Group I to the Fourth Assessment Report of the Intergovernmental Panel on Climate Change [Solomon, S., D. Qin, M. Manning, Z. Chen, M. Marquis, K.B. Averyt, M.Tignor and H.L. Miller (eds.)]. Cambridge University Press, Cambridge, United Kingdom and New York, NY, USA.

Nicholls, Robert J.; Cazenave, Anny (18 June 2010). “Sea-Level Sea-Level Rise and Its Impact on Coastal Zones”. Science Magazine 328 (5985): 1517–1520.

America’s Climate Choices: Panel on Advancing the Science of Climate Change, Board on Atmospheric Sciences and Climate, Division on Earth and Life Studies, NATIONAL RESEARCH COUNCIL OF THE NATIONAL ACADEMIES (2010). “7 Sea Level Rise and the Coastal Environment”. Advancing the Science of Climate Change. Washington, D.C.: The National Academies Press. p. 245. ISBN 978-0-309-14588-6. Retrieved 2011-06-17.

America’s Climate Choices: Panel on Advancing the Science of Climate Change, Board on Atmospheric Sciences and Climate, Division on Earth and Life Studies, NATIONAL RESEARCH COUNCIL OF THE NATIONAL ACADEMIES (2010). “7 Sea Level Rise and the Coastal Environment”. Advancing the Science of Climate Change. Washington, D.C.: The National Academies Press. pp. 243–250. ISBN 978-0-309-14588-6. Retrieved 2011-06-17. “(From pg 250) Even if sea-level rise were to remain in the conservative range projected by the IPCC (0.6–1.9 feet [0.18–0.59 m])—not considering potentially much larger increases due to rapid decay of the Greenland or West Antarctic ice sheets—tens of millions of people worldwide would become vulnerable to flooding due to sea-level rise over the next 50 years (Nicholls, 2004; Nicholls and Tol, 2006). This is especially true in densely populated, low-lying areas with limited ability to erect or establish protective measures. In the United States, the high end of the conservative IPCC estimate would result in the loss of a large portion of the nation’s remaining coastal wetlands. The impact on the east and Gulf coasts of the United States of 3.3 feet (1 m) of sea-level rise, which is well within the range of more recent projections for the 21st century (e.g., Pfeffer et al., 2008; Vermeer and Rahmstorf, 2009), is shown in pink in Figure 7.7. Also shown, in red, is the effect of 19.8 feet (6 m) of sea-level rise, which could occur over the next several centuries if warming were to continue unabated.”

IPCC, Summary for Policymakers, Section C. Current knowledge about future impacts – Magnitudes of impact in IPCC AR4 WG2 2007.

Krabill, W; et al. (21 July 2000). “Greenland Ice Sheet: High-Elevation Balance and Peripheral Thinning”. Science 289 (5478): 428–430.

Rignot, E; Kanagaratnam (2006). “Changes in the Velocity Structure of the Greenland Ice Sheet”. Science 311 (5763): 986–90.

Shepherd, A.; Wingham, D. (2007). “Recent Sea-Level Contributions of the Antarctic and Greenland Ice Sheets”. Science 315 (5818): 1529–1532.

Rignot, E.; Bamber, J. L.; Van Den Broeke, M. R.; Davis, C.; Li, Y.; Van De Berg, W. J.; Van Meijgaard, E. (2008). “Recent Antarctic ice mass loss from radar interferometry and regional climate modelling”. Nature Geoscience 1 (2): 106.