Balina Kalıntıları

Balina Kalıntıları – Kafatası

Balina Kalıntıları

Balina Kalıntıları – Omurga

Ölümlerinden sonra balina kalıntılarının bizlerin pek bilgi sahibi olmadığı oldukça sıradışı bir ekosisteme ev sahipliği yaptığı ortaya çıktı. Bilim dünyası ilk defa Antarktika Okyanusu zemininde balina (minke balinası) kalıntıları (iskeleti) ve üzerinde yaşamını sürdüren 9 yeni tür keşfetti. Balinalar öldüklerinde batarlar ve okyanus zeminine otururlar. Bu olay bilim dünyasında “whale fall” yani balina düşüşü olarak bilinir. Okyanusların enine ve boyuna hacim ve derinlikleri düşünülürse, uzaktan kumandalı su altı araçları ile yapılan bu nadir keşiflerde bir balina kalıntısına rastlayabilmek son derece zordur -ya da son derece şanslı olmayı gerektirir- çünkü deyimi yerindeyse tam olarak üstüne basmak gerekir bu nedenle bugüne kadar dünya genelinde yalnızca 6 adet doğal yollarla oluşmuş balina düşüşüne rastlanılmıştır. Antarktik Minke Balinası olarak bilinen Balaenoptera bonaerensis türü kalıntılarına Antarktika Okyanusunda 1.444 metre derinlikte ulaşıldı. Güney Sandwich Adaları yakınlarında bir su altı krateri incelenirken rastlantısal olarak yaklaşık 10 metreye yayılmış kalıntılara rastlanılması ile başlayan çalışmalar, okyanuslar tarafından bu dev canlıların nasıl geri dönüşümünün gerçekleştirildiği üzerine yeni bilgiler gün ışığına çıkmış oldu.

Lysianassid amphipod crustacean

Lysianassid amphipod crustacean

Osteopeltid limpets

Osteopeltid limpets

Balina ölüsü deniz zemininde oldukça hızlı bir şekilde ilk işlem olan leş yiyiciler tarafından yüzülür ve dekompozisyona yani ayrıştırmaya maruz kalır. Bu işlem hemen hemen denizde ölen tüm canlılarda aynıdır. Kısa bir süre sonra canlıdan geriye yalnızca kemikleri kalır. Bu sürece kadar rol oynayan canlı sayısı oldukça fazladır, ancak bu noktadan sonra bir çok canlı için kalıntılar besin değeri içermez. Antarktik Minke Balinası kemiklerinin 10 yılı aşkın süredir deniz dibinde bulunmasına karşın, kalıntılar üzerinde halen yaşamını sürdürmekte olan ve kemiklerden beslenmeye devam eden ya da kemikleri bir çeşit yuva haline getiren porifera, cnidaria, nemertea, mollusca, spincula, annelida, arthropoda, echinodermata ve chordata filumlarına dahil 9’u yeni olmak üzere toplam 30 türe rastlanmıştır. Bu türlerden 16’sı kemiklerin oluşturduğu ekosistemden habitat olarak faydalanırken, 7 tür kemik epifaunası yani kemik üzerinde yaşamakta ve 1 tür ise kemik infauna yani içerisinde yaşamakta olduğu keşfedilmiştir.

Ophryotrocha polychaete

Ophryotrocha polychaete

Ophryotrocha polychaete

Ophryotrocha polychaete

Lepetodrilus limpet

Lepetodrilus limpet

Pyropelta limpet

Pyropelta limpet

İlk kez 2002 yılında keşfedilen Osedax cinsi türleri (zombi solucanları) kemik üzerinde (içinde) yaşamaktalar ve tıpkı bitkilerin kök salması gibi delikler açarak kemik içerisindeki yağ ve nutrientlerle beslenirler. Ancak kemik üzerinde delik açabilmesini sağlayabilecek herhangi bir fiziksel özellikte organı bulunmayan zombi solucanları daha sonra anlaşıldığı üzere bu işlemi asit özellikli enzimler ile sağlamaktadır. İlk başlarda yalnızca balina kalıntıları ile beslendikleri düşünülen cins daha sonra yapılan araştırmalarda diğer omurgalı hayvan kalıntılarında da rastlanması üzerine daha geniş bir besin diyeti olduğu ortaya çıkmıştır. Yine ilk bulgularda yalnızca dişi bireylerin tespit edilmesi ve erkek bireylerin bulunamamış olması bilim dünyasında yine farklı bir açıdan merak uyandırmıştı. Dişi zombi solucanı bireyleri yaklaşık olarak 3 cm dolaylarına kadar büyüyebilmelerine karşın erkek zombi solucanı bireyleri yalnızca 1 mm civarındadır. Ve yüzlerce erkek birey dişi bireyin vücudunun bir parçası olan şefaf bir madde ile kaplı alanda yaşamlarını sürdürürler. Bu bilgilerin açığa çıkması ile erkek zombi solucanı bireylerinin tek amaçlarının dişi bireylerin üreteceği yumurtaları döllemek olduğu da ortaya çıktı. Erkek bireylerin bu cüce boylarının sunduğu imkan bir çeşit üreme stratejisi olarak düşünülebilir. Çünkü canlının yaşamını sürdürdüğü ortam olan kemik, son derece izole edilmiş ve çevre ile pek ilişkisi olmayan bir alandır.

Osedax Zombi Solucanı beslenirken

Osedax Zombi Solucanı beslenirken

Keşfedilen türler arasında zombi solucanı olarak bilinen Osedax genusuna ait bir tür de bulunmaktadır. Osedax genusuna ait bu yeni tür kemikler ile beslenmekte ve bu işlemi gerçekleştirmek için kemik üzerine salgıladığı asitler yardımı ile açtığı deliklerden faydalanmaktadır. Yine bu noktada bilim dünyasının ilgisini çeken bir diğer gerçek ortaya çıkmıştır. Ağız, mide, bağırsak ve anus gibi organları bulunmayan bu canlılar, acaba kemiklerden elde ettikleri yağ ve diğer nutrient maddeleri nasıl sindirmekteydiler.. Yapılan araştırmalar sonucu elde edilen veriler gösteriyordu ki; Zombi solucanı bireylerinin tüm sindirim ve parçalama yükünü simbiyotik olarak canlı içerisinde yaşayan bakteriler çekmekteydi.

Jaera isopod crustacean

Jaera isopod crustacean

Osedax polychaete Zombi Solucanı

Osedax polychaete

Kemikler ile beslenerek geçirilen 6 hafta sonunda Osedax dişi bireyleri eşeysel olgunluğa erişir ve sürekli olarak yumurta üretimi gerçekleştirmeye başlarlar. Bu üretilen yumurtalar daha küçük olan erkek bireylerce döllenir. Döllenme sonucunda oluşan mikroskopik ebatlardaki larva daha sonra 10 gün kadar su içerisinde hareket halinde kalmakta ve yeni yuvası olacak olan bir başka hayvan kalıntısına yerleşmektedir ve aynı döngü kendini sürekli tekrarlamaktadır. Zombi solucanı bireylerinin en ilgi çekici yanlarından bir tanesi de budur, çünkü hemen hemen tüm dünyada büyük bir yayılım göstermekteler. Öyle ki; Doğu Pasifik, Batı Pasifik ve hatta Kuzey Atlantik sularında dahi bulunurlar. Aydınlatılması beklenen en büyük soru ise bu kadar küçük canlıların nasıl bu kadar büyük alanlara yayılabilmiş olmalarıdır. İşte bu noktada bilim dünyası, canlının oldukça hızlı bir şekilde eşeysel olgunluğa ulaşabilmesi ve larva halinde yaklaşık olarak 10 gün kadar aktif yüzebilmesini cevap olarak düşünmekte.

Bonus Video

Kaynaklar;
[1] UK Natural Environment Research Council ChEsSo Consortium
[2] The discovery of a natural whale fall in the Antarctic deep sea