Yapay resif, çalışmalarla önceden belirlenmiş yerlere kurulan, sucul canlılara yeni yaşam alanı sağlayarak ya da mevcut yaşam alanlarını koruyarak bölgedeki tür çeşitliliğini ve türlerin populasyonunu arttırmak için tasarlanan ve denize yerleştirilen yapılardır. Avrupa Yapay Resifler Araştırma Ağı (European Artifical Reefs Research Network (EARRN))’na göre ise yapay resif, doğal resiflerin bazı özelliklerini taklit etmek amacıyla deniz tabanına kasten batırılan her tür yapıdır. Ana hatlarıyla yapay resiflerin amaçlarını sıralayacak olursak;

  • Tür ve birey çeşitliliğinin arttırılması.
  • Yasadışı sürütme (trata) veya sürükleme (trol) avcılığını engellemek.
  • Amatör veya sportif balıkçılık alanları oluşturmak.
  • Rekreaktif dalışa yeni alanlar oluşturmak. (Turizm)
  • Bilimsel araştırmalar yapmak.
  • Dip akıntılarını ve kıyısal erozyonu düzenlemek.
  • Soyu tehlike altında olan türlere habitat oluşturmaktır.

Yapay Resif

Yapay resifler kuruldukları andan itibaren hangi şekilde ve hangi yönde gelişeceğini tahmin etmek çok kolay değildir. Birden fazla şekilde ve yönde gelişim gösterebilirler. Örneğin, Okyanus zemininde bulunan bir yapıya dalga çarparsa bir upwelling alanı oluşur ve yukarıya doğru bir akıntı söz konusu olur. Bu durum planktonca zengin suyun yüzeye doğru yükselmesini sağlar ve plankterler ile beslenen küçük balıklar (sardalyalar, hamsiler vs..) için cezbedicidir ve bölgenin küçük balıklarca zenginleşmesini sağlar. Küçük balıklarca zenginleşen bölgeler ise pelajik predatör olarak nitelendirdiğimiz Scombridae ailesi üyelerini (Orkinos) ve Köpekbalıklarını bölgeye çekebilir. Diğer açıdan ise bir korunma arıyan balıkların resiflere yönelmesi söz konusudur. Delici özellikleri bulunan Serranidae, Lutjanidae, Holocentridae, Anguillidae, Balistidae ailesi üyeleri bu alanları saklanmak ve korunmak için kullanırlar. Yapay resiflerin saklanma ve korunma alanları olarak kullanılması ise, fırsatçı predatörler olarak bilinen Carangidae, Sphyraenidae ailesi üyelerinin bölgede avlarının saklandıkları deliklerden çıkmasını beklerken görünürler. Yapay resifin kullanıma başlanmasını takip eden yıllar içinde resif içerisinde algler, tunicatalar, mercanlar ve süngerler de gelişim gösterirler.

Resiflerde Besin Zinciri

Resiflerde bulunan besin zincirleri çok karmaşık bir yapı içerisindedir. Birincil Üretim olarak bilinen güneş enerjisinin organik maddeye dönüştürülmesi ile başlayan zincir, bilinen besin zincirlerinde en üst seviyede yer alan etçiller ile son bulur. Çürükçül canlılar resiflerde oynadıkları rol de son derece önemli görülmektedir. Kısaca değinmek gerekirse, süzerek beslenen (kabuklular, süngerler, bryozolar, boru kurtları vb..) bentoz canlıları (sülükler, salyangozlar, nematidler, amphipodlar, yengeçler, karidesler, deniz kestaneleri, deniz yıldızları, isopodlar vb..) predatörler ( demersal, pelajik, omurgalı, omurgasız bir çok canlı.) gibi genel hatlar ile ifade edilebilir. Daha detaylı bir incelemeye aşağıdaki fotoğraftan ulaşabilirsiniz.

Resifler'de Besin Zinciri

Yapay Resifin Uygulama Aşamaları

Yapılacak tüm araştırmaların, ticari faaliyetlerin, uygulamaların devlet kontrolünde olması gerekir. Bu aşamada destek verecek ve yetkili olacak kuruluşlar;

  • Kıyı Belediyeleri
  • İdari Kurumlar (Valilik, Kaymakamlık)
  • Sivil Toplum Kuruluşları (STK)
  • Su Ürünleri Kooperatifleridir.

Ön Çalışma Raporunun Hazırlanması

Ön çalışma raporu hazırlanırken yapay resifin hizmet edeceği amaç, yapılacak resifin şekli ve sayısı, uygulama şekli göz önüne alınır. Ön çalışma raporu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylanır. Sonrasında yapay resiflerin imalatı, denize atımı ve izlenmesi gerçekleştirilir.

Dünya’da Yapay Resif Uygulamaları

Dünyada resif anlayışı 1900’lü yılların başında başlamıştır. Yapay resif uygulamasında tecrübeleri en eskiye dayanan ülke Japonya’dır. Japon balıkçılar denizde kayaları yan yana dizerek, küçük ve eskimiş kulübeleri ve kullanılmayacak durumdaki tekneleri batırarak ilk yapay resifleri oluşturmuşlardır. Bu alana bilimsel yaklaşım gösteren ilk ülke de yine Japonya olmuştur. Bundan 65 yıl kadar önce konu üzerinde araştırmalara başlayan Japonlar 1978’de ilk yapay resif yapım kılavuzunu oluşturmuş ve bugün yapay resiflere güvenilirlik, emniyet, ekonomik olma, en az 30 yıl ömre sahip olma, yerleştirme alanında balık toplanmasını 1 yıl içinde sağlama, toksik madde içermeme gibi standartlar getirmiştir. Japonya’da yapay resiflerin kurulmasındaki temel amaç üretimdir. Bundan 10 yıl önce dahi sadece yapay resiflerden 500.000 ton üretim yapılmıştır.

Yapay resifler konusunda dünyada Japonya’dan sonra en çok faaliyet gösteren ülke ABD’dir. ABD’deki yapay resif uygulamaları devlet desteğinden ziyade özel girişimciler ve yatırımcılarla gerçekleştirilir. Üretime standartlar getiren belirgin bir yönetmelik olmadığı için Amerika’daki yapay resifler genellikle ucuza mal edilen ve fırsatçı malzeme olarak tanımlanan, artık kullanılmayan tank, gemi, uçaklardan oluşur. Genellikle temel amaç, balıkçılık sektörü değil, dalış turizmidir. Buna ek olarak, doğal afetleri ve su hareketlerini azaltarak fayda sağlamak ikincil amaçtır.

Avrupa’da yapay resif kullanımına Akdeniz deniz dibi yataklarını trol avcılığından korumak üzere başlanmıştır. Başlangıçta yapay resif çalışmaları bir birlik içinde yürümemiş ve Avrupa’daki yapay resif çalışmaları mahalli düzeyde kalmış 1995’te EARRN’nın kurulmasıyla uluslararası hale gelmiştir. Bu ağa üye ülkeler İtalya, İngiltere, Fransa, Yunanistan, Portekiz, Türkiye, İspanya, Hollanda, Finlandiya arasında İtalya ve İspanya’nın hatırı sayılır bir başarıyla yapay resifleri uyguladığı, bu iki ülkenin gerek üretim gerekse anti-trol resiflerini etkin bir şekilde tasarlayıp kullandığı görülmektedir. Buna ek olarak ikincil amaç ise, biyoması arttırmak ve özellikle Posedonia oceanica türlerinin oluşturduğu deniz çayırlarını, yer altı zenginliğini korumaktır.

Ayrıca Avusturalya gibi turistik kıyısal alanları bulunan ülkeler, artık kullanıma uygun bulunmuyan eski savaş gemilerini batırarak, gelen turistler için rekreatif dalma sahaları oluşturmaktadır. Bu anlamda Avusturalya’nın bugüne değin bilinen 1998’den 2011 yılına kadar 6 savaş gemisini bu amaçla batırdığı ve bu gemilerin bulunduğu yapay resif alanlarına yapılan turistik dalışlarla iyi bir gelir elde ettiği bilinmektedir.

Bu ülkeler 4 ayrı resif tasarımına sahiptirler.

  • Koruma resifleri
  • Üretim Resifleri
  • Rekreatif Resifler
  • Karma Resifler

Türkiye ve Yapay Resifler

Ülkemizde yapay resif uygulamaları 80’li yıllarda başlamıştır. İlk olarak Ege Üniversitesi Hidrobiyoloji Enstitüsü tarafından beton ve metal malzemeler denize bırakılmış, ardından Beykoz Su Ürünleri Endüstri Meslek Lisesi ve Sualtı Kulüplerince pişirilmiş toprak, beton ve lastik maddelerin denize bırakılmasıyla devam etmiş ancak sonrasında bunlarla ilgili bir bilimsel yayın yapılmamıştır. Bilimsel amaçlı ilk çalışma ise İzmir’de Urla Hekim Adası’nda gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada denize 9 m ve 18 m derinliklerde 15’er adet beton kübik resif bırakılmış ve bunların üzerinde ve etrafında toplanan türler periyodik olarak gözlenmiştir. Bu araştırma sonucunda yerleştirilen resiflerin ortamdaki ürünü 2 kat artırdığı gözlenmiştir. Bugün Türkiye sularında Gökova Körfezi, Marmaris, Gümüldür, Kuşadası, Edremit, Saroz Körfezi, Erdek, Mudanya, Sinop ve Karadeniz Ereğli’de başarıyla yürütülen pek çok yapay resif projesi bulunmakta ve hepsi bölgelerini tür ve birey sayısını bakımından zenginleştirmektedir.

Yapay Resiflerin Muhtemel Çevresel Etkileri

Yapay resiflerin verimlerinin yüksek oldukları bilinmektedir. Yapılan bir çok araştırma bu kanıyı desteklemekte ve bu anlamda yeni yapay resifler konusunda cesaretlendirmektedir. Ancak yapay resifler bir çok anlamda sorun da teşkil edebilmektedirler. Bu anlamda yapay resiflerin verim, canlı sayısı, canlı yoğunluğu, tür çeşidi, yapay resif alanlarda geçirilen süreler gibi pek çok konuda çalışılmasına karşın, bölgede oluşabilmesi muhtemel toksisite, ekosistem bozulmaları, canlıların tek bölge’de yoğunlaşması ve neticesinde gerçekleşebilecek olan aşırı avlanma hakkında yeterli çalışma ve veri bulunmamaktadır. Bu alanlarda da çalışmaların yapılması ve yapay resif mantığının gerekliyse tekrar gözden geçirilmesi sürdürülebilir balıkçılık ve doğal ekosistemlerin korunması açısından son derece önemlidir.