Resiflerde yaşamlarını sürdüren köpek balıkları, resifler ile ilgili sevdiğimiz şeyler sınıfına ne yazık ki giremiyorlar. Kimimiz korkumuzdan, kimimiz ise bu hayvanların devasa cüsselerinden ötürü kendimizi çekiyoruz, ancak korkması gereken gerçekten bizler miyiz ? Ya da korkan gerçekten bizler miyiz ? Ne yazık ki durum böyle değil. Öyle olduğunu bir çoğumuz düşünüyoruz ama öyle değil.

Kıyıya yakın alanlarda bulunan resifleri köpek balıkları terk ediyorlar. Ya da başka bir deyişle, insan populasyonunun yerleşmeye başladığı bölgelere yakın resifleri.. Resiflerde yaşayan köpek balıkları, o bölgede bulunan bir takım irili ufaklı balıklar, crustacealer ve mürekkep balıklarını gıda kaynağı olarak kullanıyorlar. Ve bu bölgede yaşayan köpek balıklarının çok etkileyici olmayan boyları -boyları genellikle 1,5 – 3 m civarlarında- ne de yaşam süreleri, bildiğimiz büyük beyaz köpek balığı ile yarışabilecek seviyede değil, hele ki avlanma söz konusu olduğunda.

Bunlar bir yana, bir deniz biyolojicisi olan Alan Friendlander’in dediklerine göre ise Karayip Adaları civarındaki resiflerde kendisi hiç bir köpek balığına rastlamamış, ki 25 yıl civarında bir süredir bu resiflerde çalışmakta olmasına rağmen.

Peki bu noktada bu resiflerde bu kadar az köpek balığının bulunması, insan aktiviteleri (avlanma, yüzgeçler için vs..) sonucunda mı oluştu ? Yoksa başlangıçta da sayıları böyle az mıydı ? İşte bu sorunun cevaplarını araştırmak üzere birkaç bilim adamı, insanların bulunduğu bölgelere yakın ve uzak olan resifler ve çevrelerinde araştırmalara başladılar.

Sonuçlar ise soluk kesici, bilim adamlarının vardığı neticelere göre, çalışma alanları olan pasifik adaları boyunca resiflerdeki köpek balıklarının yoğunluğu yalnızca %3-10 arasında değişmekte, ve sadece kıyıdan 200 km kadar açıkta 100 insanın yaşadığı düşünüldüğünde, ürpertici bir şekilde bu kadar az bir populasyon bile bir çok köpek balığını resif bölgesinden uzaklaştırmaya yettiği sonucuna varılabilir. Peki ya, bu bölgede hiç insan yaşamıyor olsaydı ?

Tabii ki insanoğlunun sırf resif bölgelerinde köpek balıkları da yaşayabilsin diye düşünerek tası tarağı toplayıp evlerini terk etmeleri beklenemez. Lakin yine de bilim adamlarında bu durumun nedenlerini araştırmaya yönelten bir takım kuşkuların ve merakın uyanmasınında önüne zannedersem ki geçilemez.

Pasifik şeridi boyunca Amerika tarafından uygulanan yasaları düşündüğümüzde, aktif bir şekilde köpek balığı avcılığının yapılmasının mümkün olmadığını biliyoruz. Ancak kaçak olarak yüzgeçleri için yapılan avcılık – ki yüzgeçleri için yılda yaklaşık olarak 26 milyon ile 73 milyon kadar köpek balığı avlanmakta – bu durumun bir başka açıklaması olarak düşünülebilir. Ayrıca resiflerde bulunan besin kaynakları (köpekbalığı için) göz önüne alındığında yapılan aşırı avlanmalar sonucu besin kaynaklarının sınırlandırılması da onların bölgeden gitmelerinde etkin bir rol oynayabilir.

Bir başka önemli neden ise, bir resife yakın bölgelerde insan populasyonunun arttığı durumlarda, köpek balıkları hızlı bir şekilde bir başka resife yönelebilir. Tabii ki bu kanıya varmamızdaki en önemli neden, bilim adamlarının daha uzakta ve daha izole olan bölgelerde bulunan resiflerde beklenilenden çok çok daha fazla miktarlarda köpek balıklarına rastlamasıdır. Ancak bu birikme de köpek balıklarının kendi kendilerine bir tehlike oluşturmalarına engel olamaz, çünkü özellikle bir bölgede yoğun bir şekilde köpek balığı birikmesi olduğu durumlarda, bizler (insanoğlu) kolaylıkla teknoloji ve ekipmanların gelişmesi nedeniyle yüzlercesini avlayabilmekteyiz.

Bu çalışma – geçen ay Conservation Biology’de yayınlanan – bizlere kana susamış köpek balıklarının aslında bizlerin onlara karşı oluşturduğumuz tehlikenin yanında onların bize karşı oluşturduğu tehlikenin ancak devede kulak kaldığının bir hatırlatması olabilir.